9 OCAK’TA ANKARA’DA BİR GÜN

Sahnenin Önünde, Hafızanın İçinde

GIrls to the Front Fotoğraf Sergisi — UnIte Ortak MekÂn

Yazı: Murat Karacan

9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân

Öncelikle söylemek isterim; amacım yorum yapmak değil; benim için son derece kıymetli olduğunu düşündüğüm bir bağlam kurmak.

9 Ocak 2025, benim için sıradan bir gün olmadı.
Günler öncesinden katılmayı planladığım iki etkinlik vardı; ancak gün ilerledikçe, bu iki etkinliğin temas ettikleri yerlerin düşündüğümden çok daha fazla kesiştiğini fark ettim. Bu fark ediş, beni daha dikkatli, daha açık ve daha farkında olduğum bir hale getirdi.

Kısa ve net söyleyeyim;
9 Ocak, Simone de Beauvoir’ın doğum günüydü. Benim o gün katıldığım iki etkinliğin de merkezinde kadınlar vardı. Her ne kadar, bu tarihin mekânların uygunluk durumuna göre ayarlanmış olduğu mekan sorumluları tarafından ifade edilmiş olsa da, tarihin denk gelmesinden dolayı tatlı, hoş bir tesadüf durumunun oluşması güzeldi. Hikaye oluşturan bir duruma denk düşüyordu benim için. Öyle de oldu zaten..

Ek olarak;
Kendi adıma, Beauvoir’ı her zaman zarif ama sarsıcı bulmuşumdur; düşüncesinin hala canlı, hala rahatsız edici ve hala yol açıcı olduğunu düşünürüm.

Sergiye gitmeden önce, bir dış ses refleksiyle Instagram paylaşımlarına kısa bir not düştüm. Amacım; serginin Beauvoir’ın doğum günüyle aynı güne denk gelmesinin, düşünsel kökleri hatırlatmak için iyi bir fırsat olduğunu söylemekti. Serginin bilerek bu tarihe denk getirilmediğini sergide öğrendim. Sadece tatlı bir tesadüftü bu. Ama benim için önemli olan tesadüf değil, sezgiydi.

Girls to the Front kolektifinin sezgisel olarak yaptığı işi, düşünsel bir tarihe bağlamanın önemli olduğunu düşünüyorum. 9 Ocak tarihi bana bu cesareti verdi. Bunun altını bir kez daha çizmeliyim.

Şöyle görüyorum;
Girls to the Front, sahnenin önünde duruyor. Riot Grrrl hareketi, o sahnenin arkasındaki politik bilinç. Simone de Beauvoir ise bu hattın teorik omurgası. Bu üçü birlikte okunduğunda, kolektifin yaptığı şeyin zannettiklerinden bile daha büyük bir yerden konuştuğu ortaya çıkıyor.

9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân

Günün Akışı
Sabah Ankara Kent Konseyi’nde Siyasette Kadının Yeri başlıklı bir sempozyumla başlayan gün, akşamında UNITE Ortak Mekân’da bambaşka bir yere evrildi.
Bu geçiş, yalnızca mekansal değil; benim için aynı zamanda zihinsel bir geçişti.

UNITE Ortak Mekân’a doğru ilerlerken, yol üstünde bir dostla karşılaştım. İsmini burada anmayacağım, kendisinden izin almadığım için. Ama şunu söylemeliyim; yıllar öncesinde kendimi güncelleme gerektiğini fark ettiğim eşikte, görünmez emeği olan insanlardan biridir.
Bazı günler böyle başlar; insan farkında olmadan doğru yere doğru yürüdüğünü hisseder.

Sergiye Giriş
UNITE Ortak Mekân’a girdiğimde defterimi çıkardım. Etkilendiğim fotoğrafları ve onları çekenlerin isimlerini not almak istiyordum. Daha ilk anda, kendimi yakın hissettiğim ama yakın zamanda kaybettiğimiz Peyk grubunun solisti İrfan’ın fotoğrafıyla karşılaştım.
Melda Atıcı’nın çektiği bu kare, sergide gördüğüm ilk fotoğraftı. Çok güzeldi. Elinde mikrofonla hoşgeldiniz der gibiydi ama aynı zamanda çok da hüzünlüydü.
Benim için sadece sergide geçireceğim vaktin değil, günün tonunu o an belirledi diyebilirim.

Sonrasında, kolektif ekibinin çektiği, sergideki fotoğraflar arasında dolaşmaya başladım.
Hepsi çok değerliydi ve çok güzellerdi; ama bazıları beni daha uzun süre durup bakmaya, düşünmeyi zorladı.
O fotoğraflar benim için şunlardı;

9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân

Yine Melda Atıcı’nın
Resa Saffa Park — 2025
Aklıma sanırım filmde giydiği kırmızı kıyafetten ötürü Kim Basinger ve L.A. Confidential filmi düştü. Kim Basinger’ın neo-noir bir hikayedeki hali gibi. Güçlü, mesafeli, sahnenin önünde ama anlatının içinde.

Sıla Argun — 2025
Kapalı gözler… Fotoğrafta en çok kapalı gözlerine takılı kaldım. Konsantre olunmuş, başlıyoruz diyen bir hal içerisinde olduğu duygusu yarattı bende.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Bengi Aktar — Shame, 2025
Fotoğraf adeta şunu söylüyor; sahnede utanma olmaz. Sahnede edep olmaz. Zıplama anının yakalanması ve sanatçının, elindeki enstrümanı ve sahnedeki diğer aletlerle bir estetik bir uyum olduğunu düşünmekteyim.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — 
Gülra Karabıyık — Faun, 2023
Sahnede fotoğrafının çekileceğini bilen, buna hazırlıklı bir beden dili var gibi sahnedeki sanatçının. Sahneden seyirciyle kurulan, belki de bir anlık olan farkındalık anı yakalanmış.
Sahne için daha bir çok şey söylenebilir.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Selma Zülal Sivri - Ozbi
Ozbi’nin sahnede kendinden geçtiği bir an. Eller, seyirciye dönük; sıra sizde deme hali, tavrı.
Bu karede beni her zaman etkileyen bir şey vardı; sahne ışığı. Sanatçının pozu ile ışığın birlikte yakalanmış olması ve birbirlerinin parlaklıklarını desteklemiş olmaları. Ayrıca, bu fotoğraf sergi alanında asılı olduğu yerde, üzerine düşen ışık sayesinde ayrı bir kompozisyonda yaratıyordu bana göre. Selma Zülal Sivri’ye hem bu fotoğraf hem de sergideki yakın ilgisi ve çektiği fotoğrafları adına anlatımı, açıklamaları için ayrıca teşekkür borçluyum.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Büşra Bozdemir
When Pentagrams Plays Fly — 2019
Dr. Skull — 2019

— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Eda Er
Fatma Turgut — 2025
Yıllar içindeki dönüşümüne tanıklık etmek hissinin, canımı acıtması :)
Kalben — 2025
Jolly Joker’de çekilmiş bu fotoğrafın, Kalben’in hem ışığını hem de o ele avuca sığmaz tarafını çok net gösteriyor olması.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — -
Ezo Semiz Dilan Balkay, 2024
En sevdiğim enstrümanlardan biri. Ama burada esas olan parmaklar benim için.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Ezgi Üner Passing Sound, 2024
Işık mı daha hızlı, ses mi yoksa görünmeyen ama hissedilen ritim mi?
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — -
Tülya Çavuşoğlu
Octopus Garden — Belgrad Ormanı, 2020
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — —
Pelin Kılıç
Jay-Jay Johanson — 2025
Yeni bir albüm yaparsa, kapak kesinlikle bu olmalı.
Hooverphonic — 2025
Geçmişten gelen bir bağ var aramızda. Ne desem havada kalır.
Yousuke Yukimatsu — 2025
Benim yaşlarımdaki pek çok insanı, o dönemi bilenleri, doğrudan Faithless’a ışınlayan bir enerji verdi. Güzel günlerdi.
Fontaines D.C — 2025
Fena halde Ankara’dan çıkma Gece grubunun solisti Can Baydar’ı çağrıştırdı bana.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — -
Naz Yıldırım - Emre Fel, 2024
Sahne ışığıyla sahnedeki sanatçıyı ayrı düşünemediğiniz bir kare daha. Eski Mısır’da bir ayin anı gibi. Sahnede sanatçının, seyirci ile olan ilişkisinin bir Firavun edasıyla kuruluyor hissi vermesi.
Fon, beni o döneme götürdü.
— — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — — -
Ceyda Sude Tunalı
Viyola Partisi, 2025

2026, UNITE Ortak Mekân

SERGİNİN RUHUNA DAİR
Bu sergi yalnızca konser fotoğraflarından oluşan bir seçki olarak algılanmamalıdır. Sahnenin önünde duran kadınların, sahnenin tarihine, hafızasına ve bugünüyle kurduğu ilişkiye dair bir kayıt olarak görülmesi gerekir. Girls to the Front tam olarak bunu yapıyor; Görünür olanı belgeliyor, görünmez olanı hatırlatıyor.

Sergi sırasında yaşanan bir an bunu çok iyi özetledi. Girişte asılı büyük bir kağıt afiş, kimse dokunmadan, kendiliğinden yukarıdan aşağıya doğru yırtıldı. O an aklıma gelen tek kelime şuydu: PUNK.
Planlı değildi, kurgu değildi. Ama tam da bu yüzden serginin ruhuyla birebir örtüşüyordu. Bir aksilik değil, net olarak söylemek gerekirse sessiz bir jestti.

9 Ocak 2026, UNITE Ortak Mekân

TABİİ Kİ MEKÂN;
Mekânda dolaşırken başka bir zaman kırılması daha yaşadım. Yaklaşık yirmi yıldır görmediğim, lise çağlarından tanıdığım insanlara rastladım. O zamanlar çocuk dediğim insanlar, şimdi kırklı yaşlarında, tam karşımdaydılar. Onlara hala çocuk dememin nedeninin alışkanlık değil; HAFIZA olduğunu belitmeliyim.

İnsan bazı yüzleri, büyümüş halleriyle değil, tanıdığı yaşla birlikte hatırlıyor. Daha ötesinde, sergide fotoğrafları olan Al’york grubunun davulcusunun da yine lise dönemlerinden tanıdığım bir arkadaş olduğunun söylenmesi, beni bir anda yirmi yıl öncesine götürdü.

Ankara’ya geri dönüşümün dördüncü ayında, Ankara bana bunu devamlı yapıyor, yılların ayrılığının acısını çıkarmak ister gibi; hiç beklemediğin bir anda seni eski bir sokağa, eski bir zamana, bir anda öylece bırakabiliyor.

Kendi adıma ben; UNITE Ortak Mekân’ı bir Sürekli Öğrenme Merkezi olarak görüyorum.

Kültürle, sanatla, edebiyatla beslenen bir kalkınma anlayışının somut hali gibi. Kim olduğunuzla, ne yaptığınızla, ne kadar bildiğinizle ilgilenmeyen bir açıklık hali var burada. UNITE’ın en güçlü tarafı da bu; yani sürekli öğrenme merkezi olarak kapısının herkese açık olması ve bunu her daim ifade eden şahısların orada olması.

Serginin sonlarına doğru, ziyaretçi sayısının azalması sonrasında oturdum ve insanları izledim. On beş yıl Ankara’dan uzak kalmış bir Ankaralı olarak şunu net olarak gördüm diyebilirim;
Şehir gerçekten değişmiş. İnsan profili, beden dili, temas biçimleri…
Şehir başka bir yere doğru evrilmiş.

Dayanışmanın, birarada olunmasının, küçük olunsa dahi aslında etkili olunabileceğinin önemi, empati içeren iş birliği anlayışının strateji yaratacağına dair olan farkındalığa alan
açılması mevzusu netleşmiş. (Bu durumla alakalı olarak bir SWOT Analiz çalışması da yaptık. İş birliğinin şart olduğu sonucu hakim analizde)

Ek olarak; sergiden ayrılmama yakın önce Morcheeba, ardından Coldplay çalmaya başladı mekanda. Benim için bu, gürültüsüz, sakin, ama yoğun bir ruh halinde geçmişe açılan birkaç dakikaydı.

Ve en son şunu düşündüm ve not aldım ayrılmadan önce;
Bazı mekanlar yalnızca sergi açmıyorlar. Zaman, hafıza açıyorlar ve böyle yerler insana, neden hala bakmaya, not almaya ve tanıklık etmeye devam ettiğini yeniden hatırlatıyorlar.

Ertesi gün yani 10 Ocak 2025 tarihinde, Girls to the Front ekibiyle aynı mekanda bir söyleşi yapılacağını öğrendim. Bu, serginin yalnızca bir gösterim değil; konuşmaya, paylaşmaya ve çoğalmaya açık bir süreç olarak kurgulandığının da bir göstergesi bana göre.

Girls to the Front ekibi söyleşisi, 2026, UNITE Ortak Mekân

Fotoğrafların duvarda kalmaması ve kolektif tarafından söze dönüştürülmesi , kolektif ruhunu diri tutan şeylerin başında gelen bir adım çünkü.

Çıkmadan hemen önce, sergiye girerken karşılaştığım ilk fotoğrafa, Peyk grubunun solisti İrfan’ın fotoğrafının karşısına bir kez daha gittim. Ne yaptığımı tam olarak nasıl tarif ederim bilmiyorum; elimi uzattım, fotoğrafa hafifçe dokundum. Belki bir selam, belki bir veda. Belki de sadece geçmişe tutunmak ya da geçmişe dokunmak ve bugüne tutunmak ihtiyacıydı yaptığım.

Bazı yüzler vardır; yalnızca bir müzisyeni değil, bir dönemi, bir hissi, bir ruh halini temsil ederler. İrfan benim için biraz öyle. O fotoğrafın karşısında durmak, yalnızca bir kaybı değil; müziğin ve gençliğin iç içe geçtiği bir zamanı hatırlamak gibiydi.

Mekândan öyle ayrıldım. Geçmişe dokunarak.

Yolda bir kez daha düşündüm;
Geçmiş, geride kalan bir şey değil. Doğru mekânda, doğru zamanda, doğru insanlar bir araya geldiğinde, yeniden konuşan bir şey.

Girls to the Front Fotoğraf Sergisi ve UNITE Ortak Mekan, tam olarak bunu yaptı dedim kendi kendime. Hatırlattı, biriktirdiklerimize yenilerini kattı, bugüne taşıdı.

Derinlik ekleyerek katkı sunacağımız mekanların her daim yükselmesi ve yaşaması dileğiyle…

Kaynak metin
Sonraki
Sonraki

VıDEOKUNSTARKIVET SANATÇILARI İLE RÖPORTAJLAR - PART III