Bir Formülün Peşinde: Burle Marx ile Yüzleşme 

Yazı: Münire Sağat

Yıllar önce peyzaj mimarlığı öğrencisiyken, bitkisel tasarımı çizgilerle harmanlayıp kentsel bir "grafik formül" üretilebileceğini Roberto Burle Marx'ın işlerinde keşfetmiştim. Çizim yapmayı her zaman sevdim; ancak benim için asıl heyecan noktası, bitkisel karakter ile zemin örüntüsünün birleştiği grafiği görebilmekti. Rio'daki ilk gecemde Copacabana'ya vardığımda, karşımda duran şey sadece bir sahil yolu değildi: Burle Marx'ın meşhur dalgalı kaldırımları, insan akışını bir müzik ritmiyle yönlendiren yaşayan bir kentsel sahneydi.

Şehirde geçirdiğim üç gün boyunca her sabah bu sahile uyanmak, bizim çoktan kaybettiğimiz doğal sahil şeridi ile sosyal yaşamın birlikteliğini görmemi sağladı. Aynı anda bu kadar çok insanın spor yap­masına ve bir kamusal alanı bu denli aidiyetle kullanmasına hayran kaldım. Sabahın erken saatlerinde başlayan bu devinim, güneş yükseldikçe kendi ritmini kazanıyordu.

Snoop Dogg'un "Beautiful" klibinden aşina olduğum Selar6n Merdivenleri, Jorge Selar6n'un 60 farklı ülkeden getirdiği fayanslarla sürekli güncellediği dinamik bir sanat eseri olarak kentsel yapıya renk katıyordu. Kentin dönüşen yüzü olan Maua Meydanı'nda; Santiago Calatrava imzalı Yarının Müzesi ve Rio Sanat Müzesi'ne uzaktan bir bakış atıp, Porto Maravilha boyunca ilerledikçe Eduardo Kobra gibi yerel sanatçıların devasa yüzeylere hayat verdiği duvar resimleriyle karşılaştım. Santa Teresa'nın dar ve dolambaçlı yollarında ise duvar resimlerine meşhur sarı tramvay (Bondinho) eşlik ediyordu.

Bu mahalle yaşantısının tam zıttı ise Rocinha Favela'sıydı; kısıtlı alanda plansızca dikey olarak genişlemiş, birbirine geçen kablolarıyla yamaca park etmiş devasa bir cruise gemisi gibi kaotik ve etki­leyici. .. Buradaki duvar resimleri, şehrin diğer noktalarında gördüğümüz grafik dilin daha ham halini yansıtıyordu.

Gün batımı için Sugar Loaf'un zirvesine çıktığımda, Rio'nun gerçek ölçeğini ve binaların arasından taşan yoğun yeşil katmanı farkettim. Şehrin dağlar ve okyanus arasına sıkışmış olması, Urca ma­hallesinde sığ bir körfezin doldurulması gibi rasyonel mimari çözümler üretilmesini zorunlu kılmıştı. Zirveden görülen Praia Vermelha'ya inip Sugar Loaf ve Urca'nın heybetli silüetini izlemek, şehir do­kusunu çok daha iyi anlamamı sağladı. Rio'nun o kendine has nemli ve altın sarısı ışığını "Hala Bura­dayım" (Ainda Estou Aqui) filmindeki evin de yer aldığı bu mahallede ve lpanema'da hissettim.

"Uzun ve esmer, genç ve sevimli, lpanemalı kız yürüyüşe gidiyor ... O geçerken ben gülümsüyorum.":) (The Girl from lpanema)

Rio halkının mutluluğu, sorunsuz bir hayatın sonucu değil; aksine zor bir hayatla baş etme biçimiydi. Müzik, spor ve bedenle olan o barışıklık hali, bu kenti gözümde iyileştirdi. İnsanların kamusal alanları büyük bir aidiyetle kullandığı "altın saatlerin" silüetleri ve dalgalı kaldırımlar üzerindeki kalabalık, zih­nimdeki yerini her zaman koruyacak.

Bir dahaki sefere, Burle Marx'ın bitkisel dehasının ve "grafik formülünün" laboratuvarı olan Sftio Ro­berto Burle Marx'ı yerinde deneyimlemek, bu bilinçle onun özel botanik dünyasına sızmak isterim. 

"Bahçe, insanın doğa ile yaptığı bir iş birliğidir." - Roberto Burle Marx

Önceki
Önceki

Hatice Karakaş ile Salı Günleri ve Yaşamın Kaydı

Sonraki
Sonraki

Uyandıran Kahve Sohbetleri’nden Notlar - 1